Anında İşlem
Resim
İhtiyaç Kredisi

​Gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz için İhtiyaç Krediniz İş Bankası’nda! Detaylı Bilgi.

Resim
Anında Ev Kredisi
Evinize karar verdiyseniz, kredi taksitinizi hesaplayabilir hatta şubemize gitmeden başvurunuzu kolayca yapabilirsiniz.
Resim
Taşıt Kredisi

​İstediğiniz aracın kredisi şimdi daha yakın! Taşıt Kredisi başvurunuzu hızlı ve kolayca yapabilirsiniz. Detaylı Bilgi

Resim
Ticari Kredi / Kredi Kartı Başvurusu
İşletmenizin finansman ihtiyaçlarını karşılamak için ticari kredi ve kredi kartı başvurunuzu şubeye gitmeden gerçekleştirebilirsiniz.​​
Resim
Fatura Ödeme

​Fatura ödeme işlemlerinizi buradan kolayca yapabilirsiniz.

Resim
Fiziki Altın Hesap Makinesi

​Fiziki Altın Hesap Makinesi ile altınlarınızı Bankamıza getirdiğinizde bozdurulmadan hesabınıza kaç gram olarak aktarılacağını önceden hesaplayabilirsiniz.​

Resim
Kredi Kartı
Kredi kartınıza ait sorgulama işlemlerini ve yeni kredi kartı başvurunuzu buradan kolayca yapabilirsiniz.
Harcama İtiraz Formu
Kredi Kartı Başvuru Takip

Resim
Anında Müşteri

​Müşterimiz olmak için işlemlerinizi buradan hızlıca yapabilirsiniz. Başvuru Takip

*Son gün değerleri bir önceki seans kapanış değerleridir.
İŞ BANKASI'NDAN HABERLER
13 Ağustos 2018

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, geçen haftaki gelişmelere, üst üste yaşanan olaylara bakıldığında, çok ciddi bir spekülatif atakla karşı karşıya olunduğunu söyledi. ​

İŞ BANKASI'NDAN HABERLER
01 Ağustos 2018

Açıldığı günden bu yana Türkiye’nin iktisadi ve toplumsal tarihine ışık tutan Türkiye İş Bankası Müzesi 1 milyon ziyaretçiyi ağırladı.​

İŞ BANKASI'NDAN HABERLER
01 Ağustos 2018

Türkiye İş Bankası, 2018 Haziran ayı itibarıyla aktif büyüklüğünü 398,3 milyar TL’ye yükseltti ve Türkiye’nin en büyük özel bankası konumunu sürdürdü.​

Adnan Bali: Ciddi bir spekülatif atakla karşı karşıyayız

13.08.2018


​Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, geçen haftaki gelişmelere, üst üste yaşanan olaylara bakıldığında bunun normal piyasa dinamikleri içerisinde açıklanabilecek bir hadise olmadığını, çok ciddi bir spekülatif atakla karşı karşıya olunduğunu söyledi.

 

Adnan Bali, katıldığı bazı televizyon programlarında, son günlerde yaşanan gelişmeler ile ilgili değerlendirmeler yaptı. Bali, Türkiye’nin şu anda zor günlerden geçtiğini belirterek, “Çok net, ciddi bir spekülatif atakla karşı karşıyayız. Ben Hazine kökenli bir yöneticiyim. Döviz piyasalarını, buranın işleyişini 90’lı yılların başlarından beri bilirim. 94 krizi, 96 Asya, 97 Rusya, 99 depremi,  2001 krizi bunların hepsini yaşadık. Buralarda bir kısım dalgalanmaların olması normaldir. O dönemlerde de hep görürdük. Ama bu defaki biraz farklı. Ben çok tabii görmüyorum açıkçası… Bazen bütün bu teknik detaylara hâkim insanlar olarak bile, ‘acaba komplovari düşünme eğiliminde mi oluyoruz’ diye kaygı duyuyorum. Ama durum hemen bizi teyit ediyor” şeklinde konuştu.

 

Döviz kurunda gelinen noktayı, ekonomik temellerle izah edemediğini söyleyen Bali, şöyle devam etti: “İktisat teorisinde bize şunu öğrettiler; iki ülkenin çapraz kurları, iki ülke arasındaki enflasyon farkından hesaplanır. Bu yönüyle bakıldığında ben hiçbir talebe, hiçbir teoriye uymadığı düşüncesindeyim. Diğer taraftan niye ekonomik temellerle izah edemiyoruz dediğimiz şu; bütçe açığının GSYİH’ya oranı, Türkiye’de Haziran sonu itibarıyla yüzde 2’yi biraz aşacak. Bu oran yıllarca yüzde 1.1-1.3 bandındaydı. Yılsonunda da 2,5’u bir miktar aşması bekleniyor. Bunu, Maastrich kriterleri ile Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslayın, Türkiye’ye benzer kendi ülke grubu ile kıyaslayın. Harcamalarda bir miktar genişlemeye rağmen, son derece önemli bir mali disiplin göstergesidir. İkinci unsur; kamu borç stokunun GSYİH’ya oranı, bu yüzde 30’ların altındaydı, şimdi kur artışlarıyla yüzde 30’lu rakamlara gelmiş olabilir. Ama halen örneğin Akdeniz ekonomileri dahil AB ile kıyasladığınızda, bunun 3 katı kadar oranlara giden ülkeler görüyorsunuz. Tablo bu…”

 

Ekonomik temellerle açıklanabilir bir durum değil

 

Adnan Bali, ödemeler konusunun da çok tartışıldığına işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ben bunu 15 Temmuz sonrasında da yerli, yersiz, ilgili ilgisiz değerlendirmeler, kanaatler söz konusuyken rakamlarla izah etmiştim. Aynen güncellenmişi söyleyeceğim. Türkiye’nin vadesine bir yıl kalan ödeme tutarı, borçlarının tutarı 180 milyar dolar. Yani orijinal vadelere, ödeme vadesine 1 yıl kalmış olan borçların toplam tutarı. 180,6 milyar dolar… Bu çok önemli bir rakam ve ‘bu işin içinden nasıl çıkacağız’ hissi oluşuyor. Ama bütün hadise de ayrıntılarda, detayda… Meslek erbaplığı da o… Onu ortaya koymak lazım. Toplumu da bu konuda ikna edip, iyi bilgilendirmemiz lazım. Bugün ‘spekülatif ataklar’ derken, çok tabii saiklerle bankalara, şuraya, buraya gidip birtakım hareketler yapmayı düşünebilecek olan normal hane halkı da var. Onları doğru bilgilendirmeliyiz. Öyle baktığımız zaman, bu 180 milyar doların 102 milyar dolar tutarı bankaların yükümlülüğü. Bunun da yarısı yani 50 küsur milyar doları, bankaların kendi borçları değil, yurtdışı yerleşiklerin bizim nezdimizde açtığı mevduat hesapları, diğer yarısı ise borçlar… Bunların yenilenme oranı da 12 aylık kümülatif oranlara bakıldığında bankacılık sisteminde yüzde 110’a yakın bir yerde. Son dönemde bir miktar o düştü, ama yönetilebilecek olan bir düzeydir. Bu borçlanma düzeyine karşılık, aşağı yukarı 50 milyar dolarlık nakit borç diye baktığınız zaman, Merkez Bankası nezdinde rezerv opsiyon mekanizması nedeniyle tuttuğumuz rezervlerin toplamı 30 milyar dolara yakın. Yine döviz depo piyasasında 50 milyar dolar Merkezin bize kullandıracağı limitimiz var. Bankacılık sisteminin tamamının her an nakde döndürülebilir döviz likiditesi 50 milyar dolar civarında. Dolayısıyla hiçbir soruna işaret etmeyen bir tablodur.”

 

Adnan Bali, 180 milyar doların geriye kalan 73 milyar dolarlık kısmının, reel sektörün dış yükümlülüğü olduğuna, bunun da yüzde 65’ine denk gelen 48 milyar dolarlık kısmının ise mal ve hizmet ticaretinden kaynaklanan taahhütler olduğuna dikkat çekti. Bali, kalan 25 milyar dolarlık kısmının ise nakit nitelikli kredilerden oluştuğunu, bunun da 12 aylık kümülatif yenilenme oranının reel sektörde son dönemde düşmekle birlikte, yüzde 130’un üzerinde seyrettiğini ifade etti. 

 

Açık pozisyon ve kurlardaki artışın etkilerine ilişkin de Bali, “Bankacılık sisteminde açık pozisyon yok. Daha önce yaşadığımız krizlerden en belirgin farklardan biri budur. Finansal kesimin dışında ise açık pozisyon var. Bu da 217 milyar dolar seviyesinde. Bu rakam bizi ilk bakışta çok ürkütüyor gözükse de yine detay var. Kısa vadede reel sektörün 6,5 milyar dolar net artı pozisyonu var. Bir yıla kadarki  vadede bir mühleti var. Hem ekonominin hem reel sektörün kendisinin, o dönem içerisinde birtakım karşı tedbirleri alabilecek imkanları var. Dolayısıyla 2013’ün ortalarından itibaren, reel sektörün bir miktar kısa vadede artıya geçmiş olduğunu görüyoruz. Firmalar için bu hesaplar yapılırken, sermayedarların kendine ait, kuvvetle muhtemel bulunduğunu tecrübi olarak da ifade edebileceğim, artı pozisyonlar ise bu hesabın içinde yok” şeklinde konuştu. 

 

Cari açığın da şu anda yüzde 5,7 seviyesinde bulunduğuna işaret eden Bali, “Ben bir kıyaslama yapmak istiyorum; bu ülke cari açıkta çift basamaklı orana yaklaştığında, 9-10’lara geldiğinde ve petrol fiyatları da varil başına 130 dolar olduğu dönemde kur atağı yemedi. Şimdi bu iki gösterge neredeyse yarısında, fakat kur atağı yiyoruz. İşte o nedenle diyorum ki bunun ekonomik temeli yoktur. Bu, ekonomik temelleriyle açıklanabilecek bir durum değildir” diye konuştu. 

 

Kurda gelinen seviyeleri gördüğünde kişisel olarak da meslek insanı olarak da üzüldüğünü ifade eden Bali, “Bunun borcu olanı var, bundan olumsuz etkileneni var. 80’lerde annemin babamın tansiyonunu izler gibi, kime ne hasar veriyor kime ne zarar veriyor diye dolar kuru izliyorum. Bunu bizim yatıştırmamız, çalışmamız, uğraşmamız lazım. Temel ekonomik değil, ama her durumda almamız gereken de ekonomik önlemler var” dedi.

 

Eylem planı, yönetim kalitesi açısından bizi çok farklı noktaya getirecektir

 

Adnan Bali, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçen haftaki gelişmelere, üst üste yaşanan olaylara bakıldığında bunun normal piyasa dinamikleri içerisinde açıklanabilecek bir hadise olmadığı ortada. Bu, aynen ifade edildiği gibi ekonomik bir savaş. Ama bize düşen kısmı var. Biz böyle bir atağı öngörebilmeli ve buna göre de hep tedbirli olacak şekilde hareket etmeliyiz. Çok çabuk aksiyon göstermeliyiz. Şu anda artık söylem zamanı değil, eylem zamanı. Hatta piyasaların, bu tür kötü niyetli yaklaşanların dahi en iyi kullanabildikleri şey, yeterli eylemin, aksiyonun alınmamasıdır. Piyasa, bunu cezalandırıyor. Merkez Bankası, bu sabah bazı önlemler aldı. BDDK, swap ile ilgili düzenlemesinin yanı sıra olağan üstü piyasa fiyatlarının yarattığı menkul değerle ilgili değerlemelerden gelen problemleri giderecek yönde bir aksiyon aldı. İşte hadiseler budur. Bence iyi yönde alınmış olan kararlar. Piyasada karşılığı olacaktır diye düşünüyorum. Bu dönemde, en azından bütün imkanlarımızı, bu tür teknik kararlarla destekleyerek kullanmak durumundayız.”

 

Önlemler konusunda, Bankalar Birliği olarak oluşturdukları bütün çerçeveyi otorite ve ilgili Bakanlık ile doğrudan istişare ettiklerini ve paylaştıklarını ifade eden Bali, “Bu konuda son derece işbirlikçi ve açık bir çalışma ortamının olduğunu da biliyorum. Ama çalışma çerçevesi açısından önemsediğim;  kapsamlı, teknik bir eylem planı… Bu eylem planından sadece kurumların değil, kişilerin sorumluluklarının belirlenmesi, kamuoyuna sürekli olarak taahhütte bulunulması ve performansın şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılması… Bu yönetim kalitesi açısından, taahhüt açısından bizi çok farklı bir noktaya getirecektir diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

 

Mevduat çıkışı yok

 

Adnan Bali, bankadan bir mevduat çıkışının söz konusu olmadığını, bu dönemde, perakende bankacılık alanındaki davranış değişikliklerini izlemek açısından İş Bankası’nın iyi bir örnek olduğunu ifade ederek, “Olağan bir tarzın yürüdüğünü görüyoruz. Efektif talep etmek açısından bakıldığında cuma günü bir miktar artış oldu, fakat önemli bir miktar değil. Yönetilemez şeyler değil. Normaldir, olabilir. Onu da sağlıyor olmanız lazım. Diğer taraftan döviz alım satımlarında da çok özel bir durum yok. Geçen hafta boyunca döviz alım satımlarımız, dengeliydi. Cumaya doğru gelindiğinde biraz hacim artışı oldu ama nette nötrdü. Alan olduğu gibi satan da vardı. 15 Temmuz’da ise bu tür badirelerden sonra hane halkından çok ciddi bir döviz satışı görmüştük, bu defa onu görmüyoruz, daha dengeli” diye konuştu.

 

“Hesaplara el konulacağı” yönündeki iddialar ile ilgili de Bali, şu yorumu yaptı: “Bugüne kadar katıldığım resmi nitelikli hiçbir toplantıda bu konunun safsata boyutundan öte değerlendirildiğine tanık olmadım. Ama bu değişik şekillerde çoğaltılıyor. Sosyal medya, bu konuda olağanüstü bir alan haline gelmiş durumda. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Düyun-u Umumiye döneminden kalmış borçlarını ödeyen, tarihin hiçbir döneminde bu tarz bir eyleme girmemiş olan bir ülke… Bunun düşünülmesi bile doğru değil. Bunun düşünülmediğini ifade etmek bile risktir bu piyasalarda. Böyle bir tablo yok.”

 

Bu ülkenin zorluğunu, meşakkatini de paylaşacağız

 

“Paranın sistem dışına çıkarılması, yurt dışına transfer edilmesi” konusunda da Bali, şöyle konuştu:  “Liberal bir ekonomide bireylerin, kuruluşların şu veya bu saikle bunları yapması açısından bir değerlendirme yapmam doğru olmaz. Bu işin biraz objektif boyutu… İşin bir de sübjektif boyutu da var. Yurttaşsınız, vatandaşsınız, çıkarttığınız paranın tamamını bu ülkeden kazanmışsınız. Bunun kabul edilebilir olduğunu düşünmüyorum. Biz bu ülkenin sadece refahını paylaşmak için bir araya gelmiş alelade bir topluluk değiliz. Yeri geldiğinde bu ülkenin zorluğunu, meşakkatini de paylaşacağız. Nikah memuru bile ‘iyi günde kötü günde, hastalıkta, sağlıkta’ diyor. Bu nedenle ben vatandaşlara, yurttaşlara, kurumlara da iş düştüğünü düşünüyorum. Sorumlu davranmak gerektiğini düşünüyorum. Bu kurum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1924’te 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz’a denk getirilerek kurulmuştur. Siyasi bağımsızlığı payidar kılmak için iktisadi bağımsızlığın olması gerektiği vizyonuyla kurulmuştur. Hepimizin bu bilinçle hareket etmesi lazım.”


 
Gelişmelerin bankacılık sektörüne etkilerine dair de Adnan Bali, sektörün sermaye yeterliliğini iyi idare etmeye gayret edeceğini, şu anda yaşanan kur artışlarının, karlılıkları azalttığı gibi aynı zamanda risk ağırlıklı varlıkları artırdığına dikkat çekti. Bali, “Likidite ve ödemeler açısından iyi hareket edeceğiz. Tabii bu sadece bankacılık sisteminin sorumluluğu değil” dedi. 

 

Bankacılık sektöründe yılın kalanına ilişkin öngörüler hakkında ise Bali, “Kur seviyelerini hiç olmazsa tekrar istikrarlı bir seviyeye oturtabilirsek, çok büyük bir kredi artışı olmadan ihtiyaçları karşılayacak şekilde, kredi hacmini yıl boyuna yayarak artırabiliriz. Kur seviyeleri buradan belli bir istikrara doğru gelişemezse, bizim de kredi artışı yapmamız pek mümkün değil. Kur artışı nedeniyle sermaye yeterliliğindeki durum, yasal açıdan bizi farklı şekilde hareket etmeye zorluyor. Tedbirli bir bankanın da böyle yapması lazım zaten” şeklinde konuştu.

 

Yeri geliyor kemoterapi yapılıyor, faiz de böyle bir şey…

 

Faiz oranlarının şu anda çok kritik bir seviyede olmadığının altını çizen Bali, serbest piyasa mekanizmalarıyla şu andaki tablonun sürdürülmesi gerektiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Faizin yüksek olması kötü bir şey. Banka bilançoları açısından da kötü bir şey. Bizim mevduatlarımız 35 günlük ortalama vadeli. Yani bir faiz artışının ardından biz en fazla 35 gün içerisinde, kaynaklarımızın %60’ını oluşturan mevduatların yeniden fiyatlanmasıyla anında maliyet artışına maruz kalıyoruz. Ama bu artışı aynı anda aynı sürede aktiflerimize yansıtamıyoruz, çünkü onların ortalama vadesi çok daha uzun. Net faiz marjları daralıyor bunun sonucunda. O nedenle, bankacılar faaliyetlerini sürdürürken yüksek faiz talebinde bulunamazlar, bu kendileri için de doğru değildir. En yüksek karları, faizlerin düştüğü zamanlarda kazanıyoruz. Çünkü bu defa 35 günlük mevduatlarımız kısa süre içerisinde yeniden fiyatlanır ve maliyet düşer. Halbuki daha önce yaratmış olduğunuz aktiflerin nispeten daha yüksek oranlı getirileri sizi bir müddet daha besler. Onun için bence bu faiz konusunda, artık iktisat biliminin kuralları her ne ise onların gerektirdiği şekilde hareket edilmeli. Hoşumuza gitmeyebilir. Kötü bir örnek ama; yeri geliyor kemoterapi yapılıyor. Çok mu arzu ediliyor? Hayır… Faiz de böyle bir şeydir. Sizin onu çok sevdiğiniz istediğiniz anlamına gelmez, ama gerektiği zaman her enstrüman kullanılabilmelidir.”

 

Yabancıların bakış açılarına dair de Bali, bankacılık sisteminin aktif kalitesinin korunup korunamayacağı, reel sektörün borçlarının çevrilebilirliği gibi konuların konuşulduğunu, bunların tabii kaygılar olduğunu ifade etti. Bali, “Biz de bunları dilimiz döndüğünce anlatıyoruz. Mesela makroekonomik açıdan bütün faktörleri değerlendirmenin ihmal edilmesi de söz konusu. Tabii ki yabancı iş çevreleri kaygılarını dile getiriyorlar. Çok yoğun temaslar içinde olup gerçekçi bilgilerle beslenmelerini sağlamamız lazım” şeklinde konuştu.

 

Rating kuruluşları tamamen bir nesnellik merkezi gibi konumlandırılmamalı

 

Kredi derecelendirme kuruluşlarının notlarına ilişkin de Bali, şu değerlendirmeyi yaptı: “Orada teknik açıdan tutarlı bir tablo görmüyorum. Türkiye, çok uzun yıllar içerisinde aldığı yatırım yapılabilir ülke notunu, çok kısa sürede kaybetti. Hatta onun da altında seviyelere gitti. Zamanında ‘çeyiz gibidir, sandıklarda saklanmalıdır’ demiştim. Bütün bir milletin borçlanma maliyetini belirleyen bir unsur. Ratingimizi kaybetmemiş olsaydık CDS seviyeleri, bugünkü rekor seviyelere ulaşamazdı. Ancak rating kuruluşlarını tamamen bir objektivite merkezi, onları bir nesnellik merkezi gibi konumlandırmak hatasına düşülmemeli. Bunlar, ekonomi politiğe dahil kuruluşlardır. Kararlarının kesinlikle jeopolitik, politik, ekonomik koşullar ve trendlerle ilişkileri vardır. Genel olarak da taraftırlar. İyileştirmede çekingendirler, kötüleştirmede acelecidirler. O kararlar da her zaman aynı tutarlılıkta alınmaz. Örneğin; Güney Afrika ve Türkiye aynı ülke grubunda yer alıyor. Güney Afrika’nın büyüme oranı yüzde 1,3, Türkiye’nin geçen yılki büyüme oranı yüzde 7,4. Güney Afrika’nın bütçe açığının GSYH içindeki payı yüzde 3,8, Türkiye’nin ise yüzde 1,5. Güney Afrika’nın bütçe açığının GSYH içindeki payı bizden iki kat fazla. Kamu borçlarının GSYH’ye oranı Güney Afrika’da yüzde 52,7 iken, Türkiye’de ise yüzde 28,3… Bu da yaklaşık yarısı… İşsizliğe bakıyorsunuz bizde yüzde 11 civarında, orada yüzde 27,5. Güney Afrika, yatırım yapılabilir ülke. Türkiye, onun altındakinin de altındaki notta. Bunun neresi tutarlı? Bu, geçmişte de böyle oldu.”

 

Kriz yönetme tecrübesi olan bir ülkeyiz

 

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Türkiye’nin zorlukları ilk defa yaşayan bir ülke olmadığına işaret ederek, “Atalarımız, 1923’te ülkemizin temellerini nice yokluklar içinde atarken, çok daha zor koşullarda mücadele ettiler. Şu anda da ülke olarak zorlukların üstesinden geleceğimize inanıyorum.   Kriz yönetme tecrübesi olan, kamuda ve kuruluşlarda kriz yönetme konusunda tecrübeli yöneticileri olan bir ülkeyiz. Bu dönemde çok iyi bir koordinasyonla, önceliklerimizi asla bir diğerine feda etmeden,  dahili gündemlerle kafamızı fazla karıştırmadan, yapılması gerekenlerin en doğrusunu özellikle dışarıya dönük taahhütlerimiz açısından yapmamız gerekir diye düşünüyorum” dedi. 


Türkiye İş Bankası Müzesi’nde 1 milyonuncu ziyaretçi

01.08.2018


​14 Kasım 2007 tarihinde kapılarını açan Türkiye İş Bankası Müzesi, 31 Temmuz’da 1 milyonuncu ziyaretçisini ağırladı. Güzin Toroz, Müzenin 1 milyonuncu ziyaretçisi oldu. Müze Müdürü Ayşe Özel’in kapıda karşıladığı Toroz’a İş Bankası’nın hafızalara kazınmış çelik kumbarası ile Kültür Yayınları’ndan seçilen kitaplar armağan edildi.

 

Kuruluşundan itibaren bir taraftan çağdaş ve ulusal bankacılığı kurup geliştirmeye çalışan, bir taraftan Türkiye'nin sanayileşme çabasına katkıda bulunan İş Bankası, toplumsal sorumluluğunun bir gereği olarak ülkemizin kuruluş ve kalkınma öyküsünü gelecek kuşaklara aktarmak üzere 1990'lı yılların sonunda kurum tarihi çalışmalarını başlattı. Bu çalışmaların bir sonucu olarak, Eminönü’ndeki Yenicami Şubesi’nde açılan Türkiye İş Bankası Müzesi, Cumhuriyet dönemi iktisat tarihi konusunda uzmanlaşmış bir müze olma özelliği taşıyor.

 

Müze çalışmaları için 1924’ten bu yana Türkiye'nin dört bir köşesinde biriken belgeler, fotoğraflar, filmler, objeler, hatıralar özenle toplandı, belgelendi ve gelecek nesillere bırakılabilecek şekilde restore edilerek korumaya alındı. Bu kapsamda; Bankanın kuruluşundan bugüne dek kullanılan, Cumhuriyet Dönemi bankacılığının dönüşüm evrelerini yansıtan ve Bankadaki gündelik yaşamın vazgeçilmez parçası olan nesnelerin yer aldığı Türkiye İş Bankası Müzesi Koleksiyonu oluşturuldu. Bankanın kâğıt ve görsel malzemeden oluşan koruma altındaki zengin arşivinden çok sayıda parça, kurgusu çerçevesinde salonlara yerleştirilerek ziyaretçileriyle paylaşılıyor.

 

Banka açısından manevi değere sahip olan eski Yenicami Şubesi’nin tarihi binası da çağdaş müzeciliğin tüm gereksinimlerini karşılayacak biçimde korunarak hazırlandı.

 

2011 yılından bu yana Müze’deki atölye çalışmalarına 75 binin üzerinde çocuk ve genç katıldı

 

İş Bankası tarihinin ve sürekliliğinin öyküsünün, zengin bir arşiv ve nesnel koleksiyon malzemeleriyle çağdaş bir kurguda sergilendiği Müze, ziyaretçilerle buluşturduğu bu kültürel miras ile Türkiye’nin iktisadi ve toplumsal tarihine de ışık tutuyor.

 

Saklama ve koruma işlevinin ötesine geçerek koleksiyonunu sürekli geliştiren ve kurumsal tarihini güçlendiren Müze, Cumhuriyet’in ekonomik kalkınma sürecini ve İş Bankası’nın bu sürece verdiği desteği, tasarrufun önemini, bireye ve topluma katkısını, bankacılığın zaman içinde geldiği noktayı öğrencilere aktarmak için ücretsiz rehberli müze gezileri düzenliyor.  Müzede ayrıca, başta finansal okuryazarlık olmak üzere genç nesillere tarih, ekonomi gibi alanlarda farkındalık kazandırmayı amaçlayan ücretsiz atölye çalışmaları yapılıyor, üniversite öğrencileri için finansal okuryazarlık eğitimleri gerçekleştiriliyor. Bu atölyelere şimdiye kadar 75 binin üzerinde çocuk ve genç katıldı. 

 

Atölyeler, eğitim-öğretim döneminde düzenli olarak okul gruplarına, tatil dönemlerinde ve belirli hafta sonlarında bireysel katılımcılara yönelik yapılıyor.

 

10 yılı aşan geçmişinde ziyaretçileri önemli sergilerle buluşturdu

 

Türkiye İş Bankası Müzesi, 10 yılı aşan geçmişinde önemli sergilere de imza atarken, Bankanın kurumsal geçmişiyle ilgili ve ülkenin sosyo-ekonomik tarihinde yeri olan konulara odaklandı. Bu sergilerden bazıları şunlar:

 

 Bir Kumbara Öyküsü
 Fotoğraflarla Atatürk ve Cumhuriyet; Bir Ulusun İnşası
 On Adımda Kapalıçarşı
 1935’den Günümüze Camla Yazılan Tarih
 Derinlerden Siperlere: Çanakkale 1915
 İş Bankası İftiharla Sunar

 

Müzede halihazırda ziyaret edilebilen İftiharla Sunar sergisinde, İş Bankası’nın 93 yıllık tarihi boyunca reklamlar ile yürüttüğü iletişim çalışmaları; 450 reklam filmi, 400’e yakın basılı iş ve 60 kadar özgün nesne eşliğinde anlatılıyor. Ziyaretçilere, aynı zamanda ilginç ve interaktif bir bilgilenme deneyimi de sunan sergide, yıllar içinde geliştirilen mecralar, sektörün duayenleriyle ilgili ayrıntılar ve teknoloji kullanımının farklı dönemlerine ışık tutan uygulamalar da yer alıyor. İş Bankası reklamlarında rol alan, tanıtım çalışmaları vesilesiyle bir şekilde Banka ile yolu kesişen iş, sanat ve medya dünyasından çok sayıda tanınmış ismin olduğu reklam filmleri ve tanıtım programları da sergide bir arada görülebiliyor.


İş Bankası'ndan ekonomiye 355 milyar TL'yi aşan destek

01.08.2018


​Türkiye İş Bankası, 2018 Haziran ayı itibarıyla aktif büyüklüğünü 2017 yılsonuna göre %10 oranında artırarak 398,3 milyar TL’ye yükseltti ve Türkiye’nin en büyük özel bankası konumunu sürdürdü.

 

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali finansal sonuçlara ilişkin yaptığı açıklamada, “Büyük ölçekli yatırımlara sağlanan finansman desteğinin yanı sıra küçük ve orta büyüklükteki işletmelere ve hane halkına verdiğimiz desteği artırarak sürdürüyoruz. Temin ettiğimiz kaynakları ülke ekonomisinin istikrarı için tahsis etmeye devam ediyoruz” dedi.

 

Bu dönemde Banka’nın nakdi kredileri 261 milyar TL, gayrinakdi kredileri ise 94,7 milyar TL seviyesine yükseldi. Böylelikle İş Bankası’nın ekonomiye sağladığı toplam kaynak tutarı, 355,7 milyar TL düzeyine ulaştı. İş Bankası’nın sorunlu kredilerinin toplam kredilere oranı %2,7 düzeyinde gerçekleşti ve yılın ikinci çeyreğinde de sektör ortalamasının altında seyretmeye devam etti.

 

Mudilerinin İş Bankası’na duyduğu güvenin en önemli göstergesi olan Banka’nın mevduat hacmi 219,1 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Banka yerli ve yabancı yatırımcılar nezdindeki güvenilirliğini korumaya ve artırmaya devam ederken, yılın ilk yarısında sermaye piyasalarında ihraçlarını sürdürdü. Buna ilaveten Banka, Mayıs ayında 18 ülkeden 42 bankanın katılımıyla, 447 milyon ABD Doları ve 867,6 milyon Euro tutarında olmak üzere iki dilimli 1 yıl vadeli sendikasyon kredisi temin etti. Mevcut piyasa koşullarında çok sayıda bankanın katılımı ve %100’ün üzerinde yenilenme oranı ile alınan  kredi, İş Bankası’nın uluslararası piyasalardaki güvenilir konumunu bir kez daha kanıtlamış oldu.

 

İş Bankası’nın teknoloji iştiraki SoftTech’e bağlı olarak Silikon Vadisi’nde kurulan MaxiTech aracılığıyla dünyanın en önemli girişimcilik ekosistemindeki yeni oluşum ve teknolojilerle ilgili gelişmeler yakından takip edildi ve iş birliği fırsatları değerlendirildi. İş Bankası, dijital alanda yurt içinde de önemli yatırımlar yaptı. Banka, teknoloji alanındaki gelişmelerle dijital bankacılık hizmetleri arasında bütünleşme sağlayarak, müşterilerine çağın gereklerine uygun ve daha kaliteli hizmet verebilmek için çalışmaya devam etti.

 

Kuvvetli mali bünyesini muhafaza eden İş Bankası, cari yılın ilk yarısında 3,3 milyar TL düzeyinde net kâr elde etti. Banka’nın özkaynak büyüklüğü ise 45,1 milyar TL seviyesine ulaştı. Risklerini etkin bir şekilde yönetmeye devam eden Banka’nın sermaye yeterliliği rasyosu %15,9 düzeyinde gerçekleşti.

 

Adnan Bali, “Cari yılın ilk yarısını başarılı sonuçlarla kapatan ve aktif kalitesini muhafaza eden İş Bankası, önümüzdeki dönemde de girişimciliğe ve kalkınmaya olan desteğini sürdürmeye, istikrarlı ve sağlıklı büyüme stratejisini kararlılıkla uygulamaya ve ülke ekonomisinin uzun vadeli gelişimine katkıda bulunmaya devam edecektir” dedi.

 


PİYASA HABERLERİ
17 Ağustos 2018
"JCR Eurasia Rating, derecelendirme notlarinin periyodik gözden geçirme sürecinde, "Sur Yapi Endüstri Sanayi ve Ticaret A.S. Gayrimenk...
PİYASA HABERLERİ
17 Ağustos 2018
SPK'nin, araci kurumlarin teminat talebini reddettigi iddia edildi. businessht.com'da yer alan habere göre, araci kurum temsilcileri, <...
PİYASA HABERLERİ
17 Ağustos 2018
Türkiye'de beyaz esya satislari, Temmuz ayinda yillik yüzde 4 düstü.https://www.bloomberght.com/haber/haber/2149498-turkbesd-beyaz-esy...
Kampanyalar
Kampanyalar
Aradığınız fırsatlar burada!
Sınav Başvuruları
Avukat Alımı (Diyarbakır ve Erzurum) - 30.07.2018
Diyarbakır ve Erzurum illerinde görevlendirilmek üzere 30 Temmuz 2018 Pazartesi günü Avukat alımı gerçekleştirilecektir. Başvuru Koşulları
Sınav Başvuruları
Sistem Destek Uzmanı Alım Sınavı - 04.08.2018
Bankamızın Bilgi Teknolojileri Bölümlerinde görevlendirilmek üzere Sistem Destek Uzmanı alım sınavı düzenlenecektir. Başvuru Koşulları
X Kapat